SimeranyA TartýþmA PlatformU
Eylül 10, 2010, 06:28:07 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriþ yapýn veya üye olun.

Kullanýcý adýnýzý ve parolanýzý
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardým Ara Giriþ Yap Kayýt  
Sayfa: [1]
  Yazdýr  
Gönderen Konu: Georg Lukács,  (Okunma Sayýsý 172 defa)
aksoy
Administrator
Jr. Member
*****
Mesaj Sayýsý: 54


Üyelik Bilgileri WWW
« : Aralýk 08, 2008, 12:53:42 ÖÖ »

Genel bilgiler
Georg Lukács, 13 Nisan 1885'te Budapeþte'de doðdu; 4 Haziran 1971'de ayný yerde öldü. Lukacs, Batý Marksizminin ünlü isimlerinden Macar Marksist filozof ve edebiyat bilimcisidir. Marksizmi Hegelci anlamda yeniden degerlendirmiþ ve geliþtirmiþtir. Ernst Bloch, Antonio Gramsci, Karl Korsch ile birlikte Lukacs, 20.yüzyýlýn ilk yarýsýnda, Marksist felsefe ve Marksist teorinin yeniden oluþturulmasýnda en önemli isimlerden biri olmuþtur.

Lukacs belirgin bir þekilde Ortodoks Marksizm savunusu yapar, ancak metinleri bu anlamdaki Marksizm anlayýþýnýn her zaman sýnýrlarýný aþmýþtýr. Özellikle Marksist sýnýf kuramýný ve bu kuramýn bilinç ile ilgili yönünü geliþtirmiþ, sýnýf bilinci teorisi ile her zaman konuþulan bir isim olmuþtur. Bu konu Ýdeoloji teorisi baðlamýnda her zaman önemli bir alan olmuþtur. Yabancýlaþma ve meta fetiþizmi konularý da Lukacs'ýn özellikle belirli bir dönem esas konularý durumundadýr. Öte yandan Lukacs bir edebiyat bilimcisi ve eleþtirmenidir. Bu noktada etkili olacak ölcütler ve kavramlar geliþtirmiþtir

Yaþamý ve Politik süreci 

Lukacs, varlýklý bir Yahudi ailesinden gelmektedir. Budapeþte Üniversitesi’nde hukuk ve felsefe eðitimini tamamladý. Ýlk yazýlarý tiyatro üzerine eleþtiri yazýlarýdýr. Nyugat adlý bir dergide yazýlarýný yayýnladý. 1910'da kendisini eleþtirmen olarak ünlendirecek olan Ruh ve Biçimler adlý çalýþmasýný yayýmlandý.

1910-1914 arasýnda Berlin ve Heidelberg üniversitelerinde Yeni-Kantçý felsefecilerden Simmel Windelband ve Rickert’in derslerinin izleyicisi oldu. Max Weber ve Ernst Bloch gibi düþünürlerle yakýnlýk kurduðu bilinmektedir. Kendisinde Hegel etkisi belirginleþmeye baþladý. Roman Kuramý adlý çalýþmasýný, bu etkinin görüldüðü bir kitap olarak 1916’da yazdý. Giderek sanatta bicimin geliþmesini sýnýf mücadelsi tarihine baðlayan edebiyat kuramýnýn temellerini oluþturdu.

Daha sonraki yýllarda Lukacs'ýn Marksizmi benimsemeye baþladýðý ve 1918’den itibaren Macaristan Komünist Partisi’ne girdiði bilinmektedir. 1919’da Bela Kun’un önderliðinde kurulan kýsa süreli Sovyet Macaristan Cumhuriyeti’nde kültür ve eðitim komiserliðini üstlendi.Marksizmin kuramsal meseleri üzerine önemli metinler üretti.

Bu metinler zaman zaman Ortodoks Marksizmden tepkiler aldý ve Lukacs kimi zaman görüþlerinden vazgeçmek zorunda kaldý. Özellikle politik tezleri birçok kez sapma olarak deðerlendirildi. Tarih ve Sýnýf Bilinci adlý yapýtýný 1923'te yayýmladý ve burada Marksist tarih felsefesi alanýndaki özgün görüþlerini geliþtirdi. Bir tür Marksist ideoloji teorisinin açýlýmlarýný ve yabancýlaþma kavramýnýn deðerlendirmesini yapmaya çalýþtý. Burada Hegelci anlamda bir Marksizm deðerlendirilmesi ve Hegel üzerinden Markzimin yeniden geliþtirilmesi çabasý görülür.

Blum takma adýyla yazýlar yazdýðý ve Blum Tezleri olarak bilinen fikirlerin ona ait olduðu bilinmektedir.Ancak bu Tezler Komintern tarafýndan reddedildi ve ideolojik olarak yadsýndý. O sýra sosyalist düsüncede egemen olan sanat fikri gereðince, edebiyatta toplumcu gerçekcilik denilen bir düþünce egemendi. Bu sürec boyunca yalnýzca politik fikirleri deðil, geliþtirdigi estetik anlayýþý da burjuva etkisinde kalmýþ olarak deðerlendirildi. Sonradan Marksist edebiyat anlayýþýnýn temel yapýtlarýndan sayýlan kitaplarý, özellikle roman türü ve 19. yüzyýlýn gerçekçi romanlarý üzerinedir:

Gerçekçilik Üzerine Denemeler,1948 yýlýnda
Dünya Edebiyatýnda Rus Gerçekciliði, 1952 yýlýnda
19.yüzyýl Alman Gerçekçileri, yine ayný yýl yayýmlandý.
Bunlar sözkonusu gerçekçi roman anlayýþýnýn ürünleri olarak ortaya çýktý. Bunlarýn yaný sira ve devamýnda Lukacs, hem Estetik üzerine Marksizm açýsýndan temel sayýlabilecek metinleri üretti, hem de Hegel, Geothe ve Thomas Mann gibi isimler üzerine çalýþmalar ortaya koydu.

Sosyalist yönetimin yýkýlmasýnýn ardýndan Viyana’ya gitti. On yýl kaldýðý Viyana’da Kommunismus dergisinin yayýn yönetmenliðini yaptý, ayný zamanda Macaristan yeraltý hareketiyle iliþkisini sürdürdü.

1929-1933 arasýnda Berlin’de yaþadý. Daha sonra çalýþmalarýný Felsefe Enstitüsü’nde sürdürmek amacýyla yeniden Moskova’ya gitti. 1945’te Macaristan’a dönerek parlamento üyesi ve Budapeþte Üniversitesi’nde estetik ve kültür felsefesi profesörü oldu. 1956’da kültür bakanýydý ve Macar Ayaklamnasý’nýn önemli kiþilerinden biriydi. Ayaklanmanýn bastýrýlmasýndan sonra tutuklanarak Romanya’ya sürüldü. 1957’de Budapeþte’ye dönmesine izin verildi, ancak önceki konum ve mevkilerden yalýtýlmýþ olarak.

Bu dönemden itibaren bütün zamanýný felsefe ve eleþtiri alanýndaki çalýþmalarýna ayýrmaya baþladý. Lukács, döneminin siyasal atmosferi içinde sýk sýk eleþtirilere uðramýþ ve görüþlerini reddetmek zorunda kalmýþtýr. Ancak buna raðmen günümüzde Marksist felsefe ve estetik kuramýný en önemli adlarýndan biri kabul edilir. Bunun yaný sýra Marxizm konusunda da pek çok güncel teorik tartýþma Lukacs'a baðlanacak sekilde önemli metinlerin sahibidir. Lukacs'ýn 30 dan fazla kitabý ve yüzlerce deneme notlarý bulunduðu bilinmektedir.


 Lukács'in düþüncesi

Lukacs, Tarih ve Sýnýf bilinci adlý ünlü kitabýnda Marksizmi kavrayýþýný ve geliþtirme yönünü ortaya koyar. Burada Bütünsellik, Dolayým, Sýnýf bilinci, Þeyleþme, Devrimci özne türünde kavram ve kategorileri þekillendirir. Temel yaklaþýmý özne-nesne özdeþliði üzerine kuruludur, ve ayný zamanda teori-pratik birliði olarak belirgindir.

Daha sonra Lukacs burada ortaya koyduðu kimi kavram ve perpektifleri yadsýyacaktir ya da deðiþtirecektir, ancak buna raðmen Lukacs'ýn çalýþmasý hem Marksizm içinde (özellikle Batý Marksizminde ) hem de Marksizm dýþýnda (özellikle Ýdeoloji teorisi ve yabancýlaþma tartýþmalarýnda) etkili olmuþtur.

Lukacs'da tüm düþünsel geliþim aþamalarýnda özne'ye ve pratik'e yapýlan vurgu görülür. Hegel üzerinden Marksizmi yeniden degerlendirmeye çalýþmasý da bir anlamda bu teori-pratik birliði ve bunun temeli olarak özne-nesne özdeþliðinin Hegel'de mevcut olmasý dolayýsýyladýr. Lukacs, Marks aracýlýðýyla Hegel'in tarih teorisini materyalist bir konuma sokmaya çalýþýr. Lukacs'ýn teleolojik olmayan bir tarih anlayýþýný, özne kavramýndan vazgeçmeksizin kurmaya çalýþtýðýný söylemek yanlýþ olmaz.

Tarih ve Sýnýf bilinci'den sonra Lukacs, özellikle Marks'ýn ekonomi politik eleþtirisine odaklanýr ve bunun üzerinden düþünmeye baþlar. Özne-nesne özdeþliði konusundaki fikirlerini, 1960 larda bu kitaba yazdýðý yeni bir önsezde yadsýr, aþýrý öznelcilik eðilimi gösterdiðini dile getirir. Temel argümanlarýný öznel düþünmenin etkisinde olarak görür. Lukacs'ýn daha materyalist ve nesnel bir düþünce yöneliminde olduðunu belirtilmektedir, ki 2000 sayfa cývarýnda olmasýna raðmen tamamlayamadýðý kitabý Toplumsal Varlýðýn Ontolojisi adlý çalýþmasý bu yönelimin bir iþareti olarak deðerlendirilir. Bu deðiþme ve özeleþtirilerle birlikte, yine de özne'den vazgeçmeksizin bir teleolojik olmayan tarih düþüncesine ulaþmak çabasýnýn, Lukacs'ýn Marksizm-içi arayýþýnýn ana meselesi olduðunu belirtmek gerekir.


 Þeyleþme ve Sýnýf Bilinci

Lukacs'a göre, kapitalizmle birlikte, dünya tarihinde ilk kez, toplumsal yaþamý bütünü ya da bütünlüðü içinde, kendi amaçlý faaliyetinin nesnesi haline getirebilecek bir özne ortaya çýkmýþtýr. Bu özne proletaryadýr ve bunu mümkün kýlan, nesnel dünyanýn, yani kapitalizmin yapýsal nitelikleridir. Kapitalizm, genelleþmiþ meta üretimi düzenidir ve Meta üretimi þeyleþmeye (reifýcation) yol açar, bu þeyleþme nesnel ve öznel yönleri olan bir þeyleþmedir. Kapitalist pazarýn yasalarý bu sürecin nesnel yönünü oluþturur. Emek bu sürecte salt bir nicelik konusu haline gelir, insan emeði rasyonelleþtirilir.

Bu sürece, insanýn kendi emeðine yabancýlaþmasýnýn eklenmesiyle, þeyleþmenin öznel boyutu ortaya çýkmýþ olur. Lukacs böylece, insan etkinliðinin, insandan baðýmsýzlaþarak kendi yolunda giden bir metaya dönüþtüðünü belirtir. Üretimin ve ürünün organik birliðinin bu daðýlmasýnýn sonucu, insan düþüncesinin, toplumsal bilinçin parçalanmasýdýr. Bu parçalanmanin sonucunda da bütünsel bakýþ olanaksýzlaþýr. Lukacs'a göre, mevcut ihtisaslaþma durumu, burjuva bilimlerinin bu parcalanmýþlýðýn ürünleri olmasý dolayýsýyladýr. Bu þeyleþmenin kaçýnýlmaz bir sonucu olarak özne- nesne kopukluðu gündeme gelmektedir Lukacs'a göre. Bu da teori ile pratik arasýndaki baðlarýn kopmasýný getirir beraberinde. Böylece düþünce deðiþtiricilik niteliklerinden vazgeçer ve salt bir gözlemci konumuna itilir.

Lukacs tespit ettiði bu sorunlar kümesinin çözümünü Hegel'de aramaya giriþir. Ona göre Hegel, özne-nesne özdeþliðini, teori-pratik birliðini kuran kiþidir. Hegel'de özne, hem tarihin yapýcýsý hem de tarih tarafýndan yapýlan bir þeydir.Marx'ýn özellikle baþlangýç yapýtlarýnda bu görüþün belirgin bir yorumu vardýr. Hegel burada tarihin öznesiyle nesnesini özdeþ kýlmaktadýr ve bu Lukacas'a göre, toplumsal-tarihsel gerçekliði anlamanýn tek yoludur. Özne, kendisini tarihin bir ürünü olarak görürken tarihi de kendi eylemi olarak görmelidir. Hegel'in öznesi bilindiði gibi Tin'dir. Lukacs bu noktadan itibaren Hegel'in aþýlmasý ve onun teorisinin Marsist materyalist bir temelde degerlendirilmesine yönelmek ister.

Lukacs'a göre Marx'ýn analiz ettiði kapitalist toplumsal yapý ve bu yapý içindeki iþçi sýnýfýnýn konumu, Hegel'in tezini gerçek deðerine kavuþturacak bir geliþmedir.Ýþçi sýnýfýnýn nesnel konumu tarihsel özne konumunun gerçekleþtirilmesini olanaklý kýlmaktadýr. Elbette proletarya da þeyleþmenin hüküm sürdüðü dünyada yaþamaktadýr ancak buna raðmen, o içinde bulunduðu koþullarý bütünlüðü içinde görebilir.

Lukacs, bunun nasýl olabilidiðini tamamen açýklamaz, ancak bir þekilde iþçi sýnýfý dolaysýz varoluþunu görebileceðini, yani gerçek varlýðýnýn olgular düzeyinde görünen yanýnýn ötesinde gercekliðin bilgisine ulaþabileceðini varsayar. Öyleki bu durum, bizzat iþçi sýnýfýnýn yaþadýðý koþullarýn zorunlu bir sonucudur adeta. Bu koþullar, bir þekilde, iþçi sýnýfýna bu dolaysýz varoluþu aþmasýný buyurur. Ýþçi sýnýfý, bu bilince ulaþmasýný mümkün kýlan özgül dolayim kategorilerine de sahiptir.

Bilinç durumlarý böylece, sýnýf konumlarý üzerinden kapitalist toplumsal yapýnýn maddi gerðekligine götürülmüþ ve Hegel'in idealist teorisi maddileþtirilmiþ olunur. Bu toplumsal süreç, genel olarak Bütünselik'in yitirilmesini getirirken beraberinde de, iþçi sýnýfý açýsýndan Bütünsellik'in kavranabilme olanaðýný getirir. Ýþçi, emek gücünü satmak konumunda olduðundan dolayý, içinde bulunduðu yabancýlaþmayý algýlayabilecek ve kendi öznelliði ile nesnelliði arasýndaki kopukluðun bilincine ulaþabilecek noktadadýr Lukacs'a göre.

Bu noktada Lukacs'ýn sýnýf bilinci deðerlendirmesine gelinebilir.Söylendiði gibi, proletarya kendini içinde bulduðu olumsuz koþullar icinde, bu koþullarýn olumsuzluðu ile ilintili olarak bütünsel bir bakýþ açýsýna sahip olma olanaðý elde eder. Ýþte Lukacs'ýn iþçi sýnýfýna atfettiði devrimci bilinçin temeli bu olanaktýr. Bu sýnýf, toplumsalýn bütünselliðini deðiþtirmeye yönelik pratiðin bilgisine sahiptir çünkü. Bu söylenenler bir bakýma Lukacs'ýn "sýnýf bilinci" anlayýþýnýn temel ögelerini vermektedir. Tarih ve Sýnýf Bilinci adlý kitabinda Lukacs, Sýnýf bilinci fikrini bu eksende þekillendirir.

Sýnýf bilinci, tek tek bireylerin taþýdýklarý bilincin bir toplamý degil, Lukacs'a göre sýnýfýn üretimdeki yerinden kaynaklanan ya da bu yere göre belirlenen bir bilinçtir. Lukacs burada "atfedilen bilinç" þeklinde bir tanýmlama yapar. Üretimdeki konumu iþçi sýnýfýna bütünsel gercekligi görmek anlamýnda sýnýf bilinci atfettirme olanaðý saðlar. Bu bilinç, hem proleteryanýn nesnel koþullarýnýn ürünüdür hem de onun çýkarlarýna uygundur. Bu nesnel konum, özne-nesne özdeþliðini ve bunun devamýnda teori-pratik birliðini beraberinde getirir.


 Türkçede Lukacs Kitaplarý
Tarih ve Sýnýf Bilinci, Belge yayýnlarý, çeviren;Yýlmaz Öner
Marksist Ýmgelem, Yeni Hayat Kütüphanesi, çeviren: Veysel Atayman
Lenin'in Düþüncesi/Devrimin Güncelliði, Belge yayýnlarý, çeviren: Ragýp Zarakolu
Roman Kuramý, Metis yayýnlarý, çeviren: Cem Soydemir
Estetik I, Payel yayýnlarý, çeviren: Ahmet Cemal
Estetik II, Payel yayýnlarý, çeviren: Ahmet Cemal
Estetik III, Payel yayýnlarý, çeviren: Ahmet Cemal.
Avrupa Gerçekciliði, Payel yayýnlarý, çeviren: Mehmet H.Doðan
Aklýn Yýkýmý (1. Kitap), Payel yayýnlarý, çeviren: Ayþe Tekþen Kapkýn
Aklýn Yýkýmý (2. Kitap), Payel yayýnlarý, çeviren: Ayþe Tekþen Kapkýn


Vikipedi, özgür ansiklopedi
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdýr  
 
Gitmek istediðiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!