|
aksoy
|
 |
« : Aralýk 30, 2008, 08:39:56 ÖÖ » |
|
Hayatý: Fransýzca yazan Rumen deneme yazarý ve ahlakçýsý Emil Michel Cioran 8 Nisan 1911'de Rasinari'de (Romanya'da) doðdu. On yedi yaþýnda Bükreþ Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne girdi. Lisansýný Bergson üzerine hazýrladýðý bir tezle aldý. 1934'te Bükreþ'te yayýmlanan ilk kitabý Ümitsizliðin Doruklarýnda, kendisinin de kabul ettiði gibi, sonradan Rumence ve Fransýzca yazdýðý her þeyin özünü barýndýrýr. Hayatýn trajik boyutundan habersiz olmakla suçladýðý Bergsonculuk'tan o dönemde koptu. 1937'de, dini bir krizin ürünü olan ve tartýþmalar yaratan kitabý Gözyaþlarý Ve Azizler Üzerine yayýnlandý. Ayný yýl, Bükreþ Fransýz Ensititüsü'den bir burs alarak Paris'e gitti ve oraya yerleþti. 1995 yýlýnda Alzheimer hastalýðýndan öldü.
Eserlerindeki Temalar : Cioran konservatif felsefeye olan ilgisini ilk gençlik yýllarýnda kaybetmiþ, kiþisel düþünce ve lirizm adýna sistematik düþünce ve soyut spekülasyonlarda bulunmayý reddetmiþti; "Hiçbir þeyi keþfetmedim. Ben sadece kendi hislerimin sekreteri olmaya devam ettim"
Son dönem eserlerinde kötümser hava çoðu eleþtirmen tarafýndan çocukluðundaki olaylarla iliþkilendirilmiþtir. Ancak ondaki septiklik, nihilizme yakýn duruþun tek bir sebebe irca edilemeyeceði de söylenebilir.
Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi tanýnmýþ varoluþçu yazarlarýn eserlerindeki beþeri yabancýlaþma temasý henüz 1932'lerde genç Cioran'ýn eserlerinde görülmektedir. "Varoluþun kendi evimizin hiçliði kendi sürgünlüðümüz olmasý mümkün mü?" diye sormaktaydý Cioran o yýllarda.
Felsefesi : Cioran insanlýðýn trajedisini deðil fakat kendisi gibi hem düþünen hem hisseden bir ontolojik vatanýndan sürgüne gönderilmiþliðin kolay kolay kimsenin hesabýný yapmadýðý iç çekiþleriyle , bir yurtsuz kimliðiyle yaþamýþ ve yazmýþtýr.Dünyanýn hergünkü iþleyiþini,acýlarýný,sevinçlerini genelden ayrý düþen yönüyle kimi zaman buruklukla kiminde de kahýrla yorulmuþ bir farkýndalýkla ilmek ilmek kitaplarýna iþlemiþtir.Koyunun derdinden geçenlerin,hatta koyunun derdinde bile olmayanlarýn hayatý muþtulamalarýnýn, rezilliklerinin ve kaybolmuþ bir vicdanla bu hayatý olurlamalarýyla bir kez daha bu temele harç atanlarýn asla anlayamayacaklarý bir yanlýþ yerde aranan 'cephane' olarak bilinmektedir.
Epigraflar: Çürümenin Kitabý'ndan
Kant'ta artýk hiçbir insanî zayýflýðý, hüznün hiçbir hakikî vurgusunu göremez hale geldiðim an felsefeden yüz çevirdim;Kant'ta ve bütün filozoflarda... Müzikle, mistik pratiklerle ve þiirle karþýlaþtýrýldýðýnda, felsefî faaliyet, sadece utangaçlarla ýlýmlýlarýn gözünde itibarý olan þaibeli bir derinlikle ve azalmýþ bir canlýlýkla ilgilidir. Hem zaten felsefe -gayri þahsî endiþe, kansýz fikirlere sýðýnma- hayatýn baþtan çýkarýcý taþkýnlýðýndan kaçanlarýn yoludur. Hemen hemen bütün filozoflarýn sonu iyi olmuþtur; Ýþte felsefeye karþý baþ gerekçe. Sokrates'in sonu bile hiç trajik deðildir: Bir yanlýþ anlamadýr; bir pedagogun sonudur- ve eðer Nietzsche deliliðe gömüldüyse, þair ve mütefekkir olaraktýr bu: Akýl yürütmelerinin deðil, vecdlerinin kefaretini ödemiþtir. Bilinçdýþý Dogmalar'dan
"Bir varlýðýn hatasýný derinlemesine anlayacak, ona maksat ve teþebbüslerinin boþunalýðýný gösterecek güçteyizdir; fakat içgüdüleri kadar kaþarlanmýþ, önyargýlarý kadar eski bir fanatizmi gizleyerek, zamana canla baþla sarýlmasýna nasýl engel olmalý? Ýçimizde, yakýþýksýz bir inanç ve kesinlikler yýðýný taþýrýz – kuþku götürmez bir hazine gibi. Bundan kurtulmayý ya da bunlarý altetmeyi baþaran kimse bile, - kendi zihin açýklýðýnýn çölünde- hala fanatik kalýr: Kendinin, kendi varoluþunun fanatiðidir; bütün saplantýlarýný kurutmuþtur, bu saplantýlarýn kabuklarýndan çýktýklarý zemin dýþýnda; bütün sabit noktalarýný kaybetmiþtir, baðlý olduklarý sabitlik dýþýnda. Hayatýn ilahiyatýnkilerden daha deðiþmez dogmalarý vardýr; çünkü her varoluþ, cinnetin ya da imanýn zýrvalarýnýn bile dudaðýný uçuklatan þaþmazlýklar içinde demir atmýþtýr… Þüphelerine aþýk olan kuþkucunun bile, kuþkuculuðun fanatiði olduðu ortaya çýkar. Ýnsan, tam anlamýyla dogmatik varlýktýr; dogmalarý onlarý dile getiremediði, bilmediði ve takib ettiði ölçüde derindir." Belirsiz Dehþet'ten
Kýrýlganlýðýmýzý bize hatýrlatan, belirli bir derdin bir anda ortaya çýkývermesi deðildir: Zamanýn baðrýndan aforoz edilmemizin elikulaðýndalýðýný bize gösterecek olan, daha muðlak, ama daha þaþýrtýcý uyarýlar durur önümüzde. Tiksintinin, bizi dünyadan fizyolojik olarak ayýran o hissin yaklaþmasý, içgüdülerimizin saðlamlýðýnýn ya da baðlandýðýmýz þeylerin dayanýklýlýðýnýn ne kadar tahrip edilmeye açýk olduklarýný ortaya çýkarýr. Saðlýklýyken, tenimiz evrensel nabzýn yankýsý hizmetini görür ve kanýmýz onun ritmini yeniden üretir; potansiyel bir cehennem gibi bizi gözleyen ve aniden ele geçiren tiksinti içinde ise, bir yalnýzlýk garabetleri bilimi tarafýndan tasavvur edilmiþ bir canavar kadar tecrit edilmiþ durumdayýz. Canlýlýðýn kritik noktasý –bir mücadele olan- hastalýk deðil, her þeyi dýþlayan ve arzularýn taze hatalar doðurma kuvvetini ellerinden alan o belirsiz dehþettir. Duyular hülasalarýný yitirir, damarlar kurur ve uzuvlar artýk kendilerini iþlevlerinden ayýran aralýðý algýlayamaz. Her þey yavanlaþýr: yiyecekler de düþler de. Maddede rahiya, rüyalarda da bilmece yoktur artýk; gastronomi de metafizik iþtahsýzlýðýmýza eþit derecede kurban olurlar. Saatler boyunca, baþka saatleri bekleriz; zamandan artýk kaçamayan anlarý, bizi yeniden saðlýðýn vasatlýðýna… ve tehlikelerinin unutuluþuna sokacak anlarý bekleriz… (Mekanýn doymak bilmezliði ve geleceðe yönelik bilinçdýþý bir açgözlülük olan saðlýk, olduðu haliyle hayatýn düzeyinin en kadar yüzeysel ve organik dengenin içsel derinlikle ne kadar baðdaþmaz olduðunu gösterir bize. Ruh, kanatlanmasý sýrasýnda, lekelenmiþ iþlevlerimize dayanýr: Boþluðun uzuvlarýmýz içinde genleþmesi ölçüsünde havalanýr. Ýçimizde sadece özgül bir biçimde kendimiz olmamamýza yol açan þeyler saðlýklýdýr: tiksintilerimizdir bizi bireyleþtiren; hüzünlerimizdir bize bir isim veren; kayýplarýmýzdýr benliðimize malik olmamýzý saðlayan. Sadece baþarýsýzlýklarýmýzýn tutarýyla kendimiz oluruz.) Burukluk'tan
Sadece erotik yaradýlýþta olanlar kendilerini sýkýntýya kaptýrýr; aþkta peþinen hayal kýrýklýðýna uðramýþlardýr. Bitip giden bir aþk öylesinde zengin felsefi bir sýnavdýr ki bir berberi Sokrates'in dengi yapar. Sevme sanatý mý? Bir vampir mizacý ile dað lalesinin ketumluðunu birleþtirebilmek. Istýrap arayýþýnda, acýya canla baþla sarýlmada, þehitle rekabete girebilecek pek kimse yoktur, kýskançtan baþka...Oysa biri göklere çýkarýlýr, öteki alay konusu yapýlýr. Bir yosma için canýna kýyan kiþi, dünyayý altüst eden kahramandan daha bütün ve daha derin bir tecrübe yaþar. Beynini hissetmek: Hem düþünce, hem de cinsel güç için uðursuz bir olay. Alnýný iki göðüs arasýna gömmek, iki Ölüm kýtasýnýn arasýna... Her arzunun içinde bir keþiþle bir kasap tepiþir. Þairlikle baþlayýp, jinekologlukla bitirmek! Bütün þartlar arasýnda en az imrenilir olan, aþýklýðýnkidir. Cinsellik: vücutlarýn parça parça olmasý, cerrahi ve küller, bir aziz eskisinin hayvanlýðý, gülünç ve unutulmaz bir çöküþün parýltýsý... Paniklerde olduðu gibi þehvette de kökenlerimizle yeniden bütünleþiriz; haksýz yere sürülmüþ olan þempanze nihayet zafere ulaþýr-bir haykýrmalýðýna. Aþkýn saygýnlýðý, bir anlýk salyadan sonra ayakta kalan külyutmaz sevgiye dayanýr. Bir ruhun aþk isabet ettiðinde fýkýrdak kýzlar gibi davranma tehlikesi, her þeyi ne kadar görüp geçirmiþse o kadar fazladýr. Anatomiyle vecdin karýþýmý, çözülmezliðin ululaþmasý, hayal kýrýklýðý oburluðunun ideal gýdasý olan Aþk, bizi zaferin kenar mahallerine götürür.. Yine de daima severiz; ve bu "yine de ", içinde bir sonsuzu barýndýrýr. Her derin tecrübe fizyoloji terimleriyle dile gelir.
Kitaplarý: 1947'de Fransýzca yazdýðý ve Fransa'da yayýnlanan ilk kitabý olan Çürümenin Kitabý (1949)'ný þu eserler izledi (baþlýcalarý):
Fransýzcadaki Kitaplarý : Mon pays/Ţara mea ("My country”, written in French, the book was first published in Romania in a bilingual volume), Humanitas, Bucharest, 1996 Précis de décomposition ("A Short History of Decay"), Gallimard 1949 Syllogismes de l'amertume (tr. "All Gall Is Divided"), Gallimard 1952 La tentation d'exister ("The Temptation to Exist"), Gallimard 1956 English edition: ISBN 0-226-10675-6 Histoire et utopie ("History and Utopia"), Gallimard 1960 La chute dans le temps ("The Fall into Time"), Gallimard 1964 Le mauvais démiurge (literally The Poor Demiurge; tr. "The New Gods"), Gallimard 1969 De l'inconvénient d'être né ("The Trouble With Being Born"), Gallimard 1973 Écartelèment (tr. "Drawn and Quartered"), Gallimard 1979 Exercices d'admiration 1986, and Aveux et anathèmes 1987 (tr. and grouped as "Anathemas and Admirations") Cahiers ("Notebooks"), Gallimard 1997 (English translation published April 3, 2006, only to be released in 2007)
Türkçe'ye Çevirilen Kitaplarý :Burukluk, Fransýzcadan Çeviren Haldun Bayrý, Metis Yayýnlarý, 1993 Doðmuþ Olmanýn Sakýncasý, Türkçesi: Kenan Sarýalioðlu, Birinci Baský 1998, Ankara Opus Yayýnlarý Tarih ve Ütopya, Fransýzcadan Çeviren Haldun Bayrý, Metis Yayýnlarý,1999 Çürümenin Kitabý, Fransýzcadan Çeviren Haldun Bayrý, Metis Yayýnlarý, ilk basým Ocak 2000. Varolma Eðilimi, Fransýzca'dan Çeviren Kenan Sarýalioðlu, Gendaþ Yayýnlarý, Birinci Basým 2002 Ezeli Maðlup: Söyleþiler, özgün ismi Entretiens, Çeviri: Haldun Bayrý, Metis Yayýnlarý, Ýlk Basým: Mart 2007 Zamanda Düþüþ (Türkçe çevirisi henüz yapýlmadý) Ýtiraflar ve Aforozlar (Ýngilizce Çevirisi Anathemas and Admirations [by Richard Howard. 256 pp. New York: Arcade Publishing/Little, Brown & Company. $22.95.]) (Türkçe çevirisi henüz yapýlmadý)
Vikipedi, özgür ansiklopedi
|